BU ÜLKEDE EĞİTİM GÜVENCESİ HERKES İÇİN Mİ?

Ana Sayfa » Bizden Haberler » BU ÜLKEDE EĞİTİM GÜVENCESİ HERKES İÇİN Mİ?

BU ÜLKEDE EĞİTİM GÜVENCESİ HERKES İÇİN Mİ?

Türkiye’nin en prestijli devlet üniversitelerinin biri olarak kabul edilen İTÜ’den mezunum. İnşaat Mühendisiyim. İlk orta lise öğrenimimi Antalya’da tamamladım. Sonra yüksek lisans da yaptım vs…… Bunları neden yazdım? Biliyor musunuz ilkokuldayken girdiğim anadolu lisesi sınavlarını kazanamadım, başarılı olamadım. Ciddiyetinin ve öneminin hiç farkında değildim. Öğretmenimiz bize sınav için ek dersler ödevler verirdi. Sıkılır yapmazdım. Sokakta oynamayı tercih ederdim. Çocukluk işte. Yine de kazanamadığıma çok bozulmuştum. Sonrasında bu benim için çok da sorun olmadı, çabuk atlattım. Çünkü Antalya’da gidebileceğim birçok orta okul lise  vardı. Hatta o zamanlar oturduğunuz mahalleye göre de değil, istediğiniz okula gidiyordunuz. Ben de babamın müdürünün ‘’ Bizim çocukların gittiği okul iyidir Güliz’i (aile içindeki ismim) oraya kaydettirelim’’ önerisiyle Hızır Reis Ortaokuluna gönderildim. Okulun forması da klasik formalardan farklıydı, beğenmiştim sorun yoktu yani. Sonra şehrin köklü liselerinden olan Antalya Lisesinde devam ettim eğitimime ve Üniversite sınavında da başarılı oldum. Her şey normal akışındaydı. Devletin eğitim güvencesinden yararlanmış ve eğitimime devam etmiştim.

Benim gibi yüzlerce binlercenizin eğitim hikayesinde benzerlikler vardır herhalde.

Peki ya şimdi olsaydı ?

Çocuklarımız bir sınava girdiler, bazıları başarısız oldular ve devletimiz diyor ki ‘’ SİZ BAŞARAMADINIZ DOLAYISILA SİZİ YERLEŞTİRECEK OKULUMUZ YOK! AÇIK LİSEYE MAHKUM EDİLDİNİZ !’’

Yani Binlerce öğrenciye ve ailesine diyorlarki siz her gün okula gitmeyi, yeni arkadaşlar edinmeyi, sınıf sıra sahibi olmayı, öğretmenleriniz olmasını hak etmiyorsunuz, beden eğitimi görmeyin, sosyal faaliyetleriniz olmasın, resim, müzik dersi falan hikaye, yakın arkadaşlarınız, hatta küseceğiniz arkaşlarınız falan da olmasın diyorlar. Üstüne üstlük, zaten kızlarını okula göndermekte çok zorlanan bir toplumuz. Bu ailelere de kapı açıyorlar. Ben de, çocukların özgüvenlerini yerlere serip, yok sayılmış hissetmelerine neden oldukları için milli eğitimin yeni sistemini yaratanları tebrik ediyorum.

Şimdi de lütfedip örgün eğitim isteyene boş kalan kontenjanlara yerleşebilmeleri için 3 aşamalı yeni bir tercih hakkı tanıyorlar.  Minnettarız. Ama sonuçta yine hepsi yerleşemeyecek.

Peki neden yerleştirilemeyecek ? Okul mu yetersiz ?

Örgün eğitimde, 59 bin 509 okul bulunuyor. Bu okullarda 589 bin 902 derslik var. Eğitim alan toplam öğrenci sayısı 17 milyon 559 bin 989 . Yani derslik başına 29.8 öğrenci düşüyor. Bu rakamlara bakınca sorunun okul ya da derslik yetersizliğinde değil , yaşa , sınıflara, branşlara (meslek liseleri, düz liseler ve imam hatipler)  ve bölgelere göre dağılımının dengeli olmamasında.

Yani çocuklarımızın örgün eğitimden uzaklaştırılmaları ve açık liseye gitmek zorunda bırakılmaları, devletin eğitim planlamasını toplumun ihtiyaçlarına göre yapamadığını ortaya koyuyor. Belki de başka niyetlerle yapmıyorlar değil mi?

Zaten insanlığı, ahlaki değerlerimizi, erdemliliği, sevgiyi  ve daha birçok şeyi öğretmeyen, çocukları yaratıcılıktan uzak tutan kötü  bir eğitim sistemine sahibiz. Dünya ülkelerine baktığımızda da ülke eğitim sisteminin yetersizliğini görüyoruz.  Türkiye, OECD’nin eğitim raporunda 76 ülke arasında 41. Sırada. PISA sonuçlarında ise 2012’de toplam 65 ülke arasında genel ortalamada 45. sırada. Türkiye, Matematik’te 44, Okuma – Anlama Becerilerinde 42., Fen Bilgisi’nde ise 43. sırada. Bu sıralama ise OECD ortalamasının çok altında.

Kısacası yerlerde sürünen bir eğitim sistemimiz var ve bugün bizim devletimiz çocuklarımızın birçoğunu okulsuz bırakarak bu kötü eğitimden bile mahrum bırakıyor, onlarda duygusal travma yaratabilecek bir durumun içine sokuyor çocuklarımızı. Belki de kendilerini değersiz, başarısız hissedip özgüvenlerini kaybedecek bu çocuklar. Belki de birçok yetenek kendisine uygun olan eğitime ulaşamadan sistemden çekilip çalışma hayatının içinde yol bulmaya çalışacak. Kimisi o yolu da bulamayacak.

İleride  bu çocuklarımızın, gençlerimizin  ne hissettikleri, psikolojik durumları ve bu sistemin topluma yansımalarını , sosyolojik boyutları uzmanlar tarafından da incelenip araştırılacaktır. Ancak görünen köy kılavuz istemez. Ülkemizin geleceği olan gençlerimiz geleceğe böyle hazırlanmaya devam ederse,

  • Türkiye hiçbir alanda dünya ülkeleri ile rekabet edebilir bir seviyeye ulaşamaz.
  • Bilim, teknoloji, sanat üretemeyen bir nesil, magandalığı öğrenir, kabadayılığı öğrenir, iş kazalarında, trafik kazalarında, sosyal ilişkilerinde birbirini öldürmeyi öğrenir.
  • Kendine bu ülkede bir gelecek göremeyen bir nesil yaratır. Yarattı da.

İşte bu nedenlerden ve daha buraya eklenebilecek olan birçok nedenden dolayı toplum olarak, siyasetçiler olarak, ÖNCE TÜRKİYE, ÖNCE GENÇLİK , ÖNCE EĞİTİM demek zorundayız.   

Benim zamanımda da böyle olsaydı ve ben sistem dışı kalsaydım, ne kadar başarılı olurdum, İyi bir üniversiteye girebilir miydim, kendime inanan güvenen bir insan olur muydum? Bilemiyorum. Bildiğim şey ise işi şansa bırakmak yerine sistemi değiştirmek zorunda olduğumuz.

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ

TÜRKİYENİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ

FACEBOOKTA BİZ